|
SON DAKİKA
Vay be diyeceksiniz...
Hamza İpek hmzipk@gmail.com
“VAY BE!” DİYECEKSİNİZ
1997 senesiydi galiba. Müslüm Gündüzle yatıyor Ali Kalkancı ile kalkıyorduk. Gazete ve TV’lerde boy boy Aczimendi, Fadime Şahin, Emire Kalkancı haberleri çıkıyordu. Bu esnada -fonda- Erbakan hükümetinin, devleti “İslamcı” yapmakla meşgul olduğunu, başbakanlık konutunda tarikat liderlerine iftar verdiğini, devletin elden gittiğini izliyorduk. Her tarafı tarikatçılar, cemaatçiler sarmıştı. O dönemin en meşhur figürü olarak da tabii ki Fethullah Gülen çıkıyordu karşımıza.
Kapalı bir kutu idi. Hakkında çok fazla şey bilinmiyordu. Bir de baktık ki Orta Asya’da iki yüzden fazla okul açmış. Bu güç nereden geliyordu. Bu kadar parayı nereden buluyordu. Dahası oralarda öğretmenlik yapacak kişileri nereden temin ediyordu. Önce Savaş Ay’a konuk oldu Fethullah Gülen, sonra Reha Muhtar’la Ateş Hattı’na. Noktayı koymak ise Mehmet Ali Birand’la 32. Güne nasip oldu. İlk iki gazeteci nispeten objektif habercilik yapmışlardı. Kamuoyunun merak ettiği tüm soruları sordular. Nurculuk, irtica, okullar, paranın kaynağı, siyasete bakışı, Erbakan ile münasebetleri, vs vs… kendisi de cevapladı bir bir. Ancak Birand öyle bir program hazırlamıştı ki deyim yerindeyse Fethullah Gülen milyon dolarlar verse öyle reklam yaptıramazdı. Herkesin kafasında Fethullah Gülen lehine olumlu imajlar belirmişti. Medya kulislerinde dolanan bir söylentiye göre Birand, bu röportajdan önce yaklaşık beş saat off the record sohbet etmişti. Gülen’den çok etkilenen Birand programında bu yüzden Gülen Hareketi’nin (Fethullah Gülen’in düzeltmesiyle gönüllüler hareketi=hizmet hareketi) adeta bedava reklamını yapmıştı. Aradan zaman geçti. Takvimler 1999 yılının Ağustos’unu gösteriyordu. Birkaç sene önceki gazete ve TV’lerde çarşaf çarşaf haber yapma modası tekrar başlamıştı. Ancak bu sefer inanılmaz bir seferberlik havası vardı. Bütün TV ve gazeteler adeta Fethullah Gülen’i çarmıha germek için yarışıyorlardı. Nuh Mete Yüksel de oldukça popüler bir isimdi bu arada. Zira devlet güvenlik mahkemesinde Gülen aleyhinde dava açmıştı. Sabah gazetesinde (yanılmıyorsam) manşet: İDAMLA YARGILANACAK. Vay anam vay… Bu kampanyalar aylarca devam etti. Haberler, manşetler, tartışma programları hep Gülen davasından bahseder olmuştu. Bu arada 28 Şubat kararları da uygulanmaya başlamıştı. Başka bir yandan da bankaları hortumlamaya, hortumlar yetmiyordu. (daha sonra bu hortumlamanın devlete –tabii ki halka– maliyetinin 40 milyar dolar olduğundan bahsedilir.) Fethullah Gülen’in kamuoyundaki imajı çok ciddi sarsılmıştı. Artık sokaktaki insanlar ciddi ciddi “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.” demeye başlamıştı. Birand bile kafasının karıştığını söylemişti ekranlardan. Davalar davaları kovaladı. Derken Fethullah Gülen sağlık gerekçesiyle Amerika’ya gitti. (Kendisi ve avukatları tarafından öyle söylendi.) Kamuoyunda bu durum “kaçtı” olarak yorumlandı. Gerçekten de Gülen’in sağlık durumu iyi değildi. Kalbinin durduğu ve elektro şokla tekrar çalıştırıldığı haberleri geliyordu. Bir ara da anjiyo olduğu haberleri geldi. Kendisi Türkiye’de iken de yüksek tansiyon ve şeker hastalığı olduğunu katıldığı TV programlarında söylemişti. 2012 itibariyle on üç yıldır Amerika’da bulunuyor. Davalar Amerika’da da peşini bırakmadı. İfadeleri alındı. Beraat etti. Rahşan affı çıktı. Davanın konusu değişti. Savcı iddianamesini değiştirdi.
Başka davalar açıldı. Temyizdi itirazdı derken, Danıştay beraatını onadı. Gündem yoğunluğundan tabiri caizse at izinin it izine karıştığı bir durumda meseleyi anlamaya çalışan bir Amerikalı hukuk profesörü, Fethullah Gülen’in yargılanma sürecini bir kitap haline getirmiş. Hem Türkiye’deki yargılanması sürecini (ta 1971’deki askeri darbenin ardından tutuklanmasından 2009’daki beraatine kadar) hem de Amerika’daki yargılanma sürecini bütün detayları ve belgeleriyle, akademisyen titizliğiyle yazmış. Çok sade ve akıcı bir üslupla yazılan eserde klasik Amerikan metodolojisini de görebilirsiniz. Okuyunca ben “VAY BEE” dedim. Okuyucularının da diyeceği kesin. Özellikle Amerikan kuklası olduğunu iddia edenlere verilecek cevap hükmünde çok önemli belgeler var kitapta. Hadi ipucunu da vereyim. Oturma vizesini iptal edip hukuken ülkede barınamaz hale getirmek için kırk takla atmış Amerikalılar.
James C. Harrington’un yazdığı kitap ALFA yayınları tarafından basılmış ve kaynakçalarıyla birlikte 212 sayfa. İyi okumalar. Bu makale 240 kez okundu Yükleniyor...
YAZARLAR
Tümü
SON DAKİKA
ÖZEL HABER
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
SÜPER LİG
|